BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ
Font -  Font +

HEM DOĞULUYUZ HEM BATILIYIZ HER İKİSİYLE DE GURUR DUYUYORUZ

Kültür ve Turizm Bakan Ömer Çelik, "2015 Haldun Taner Yılı" açılışı ve "TÜRKSOY Basın Ödülleri" törenine katıldı.
 
Bakan Ömer Çelik, törende davetlilere hitap etti.
 
 
TÜRKSOY’un 2015 Yılını Haldun Taner Yılı İlan Etmesi Bizim Açımızdan Çok Kıymetli
 
"Türk dünyasında UNESCO hüviyetindeki TÜRKSOY, Türk kültürünün bugün pek çok devlete yayılmış ortak özelliklerini öne çıkarma konusunda vazgeçilmez bir kurumdur. Tarih boyunca sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin mensubu olan bizler, bugün sayısı hakkında 10’larla, 20’lerle, 30’larla ifade edilen pek çok devlete sahip olduk. Aynı şekilde Türk dünyasındaki pek çok soydaş devlet de, halkları da çok köklü devletlerin içerisinde tarih boyunca çeşitli yolculuklardan geldiler, ama her zaman TÜRKSOY’un bugün yaşatmaya çalıştığı gibi ortak kültürel özelliklerimiz oldu. Sadece bizim 10’larla, 20’lerle, 30’larla ifade edilen kadar devlet sahibi olmamız, Türk Cumhuriyetlerindeki diğer devletlerin de benzer devlet tecrübelerinden geçmiş olması, bize TÜRKSOY örneğinde bir şeyi gösteriyor: Devletlerin sayısı değişebilir, devletlerin ismi değişebilir, ama bizi bu bağlamda birbirimize bağlayan ortak kültür tektir.
 
Dolayısıyla, aslında devletleri oluşturan halkların arasındaki ortak yazılımı, ortak duyguyu, tarihdaşlığı, duygudaşlığı yaşatan kültürün bugün yenilenerek çeşitli temsillerle, çeşitli vesilelerle çeşitli ülkelerdeki soydaşlarımıza ulaştırılmasında öncü ve stratejik bir rol üstleniyor TÜRKSOY.
 
O sebeple TÜRKSOY’un 2015 yılını Haldun Taner Yılı ilan etmesi bizim açımızdan çok kıymetlidir. Şimdiye kadar pek çok devletin önemli figürlerini, önemli entelektüellerini, fikir adamlarını, kültür ve sanat adamlarını o yıl için yılın kişisi ilan etti TÜRKSOY. Bu sene vesilesiyle ilk defa Türkiye’den, Anadolu topraklarından birini, bir kültür sanat adamını ilan etmiş oldu. Bunun için de geçen sene Kazan’da toplanarak bu kararı alan TÜRKSOY heyetine bir kere daha teşekkürlerimizi sunuyoruz."
 
 
Hem Doğuluyuz, Hem Batılıyız, Her İkisiyle de Gurur Duyuyoruz
 
"Kuşkusuz bugün burada çok değerli arkadaşlarımız tiyatro, opera temsilleri izlettiler bizlere. Keşke vaktimiz olsaydı da Haldun Taner gibi birini beş saat gibi uzun bir süreyle anabilseydik ve bu temsilleri baştan sona izleyebilseydik. Fakat çok kısaca izlememize rağmen arkadaşlarımızın çok başarılı performanslarının da bize ilettiği gibi, hem Anadolu’nun içinden birtakım duyguları hem kendi sokaklarımızdan birtakım düşünceleri, birtakım kişileri görür gibi olduk. Birdenbire Anadolu’nun köylerine gittik ve Anadolu hikâyesinin içine girdik, birtakım mesajlar duyduk. Bu aslında Haldun Taner’in büyüklüğünü gösteren bir şey. Biraz evvel çok saygıdeğer eşi Demet Hanım’ın kendi konuşmasında da söylediği gibi: Doğu ve Batı değerlerini ustaca, sentetik olmayan bir biçimde, organik bir biçimde birleştirebilmiş bir kültür-sanat insanımız. Bizim kadim meselemizdir: ‘Doğulu muyuz, Batılı mıyız; Doğuya mı, Batıya mı aitiz?’ Bu tartışma başladığı günden beri sürüyor ve bir türlü bitmek bilmiyor. Bunun aslında kestirmeden bir cevabı var, Haldun Taner’in eserlerinde bu cevabı görürsünüz. ‘Biz hem Doğuluyuz hem Batılıyız, her ikisiyle de gurur duyuyoruz.’ diyerek aslında bu senteze ulaşmak mümkün ve bu sentezi hiç de öyle sentetik bir biçimde değil, son derece doğal bir biçimde kendi hayatımızda yaşatmak mümkün."
 
 
Haldun Taner’in Oyunlarının Sergilenmesini Fevkalede Önemsiyoruz
 
"İkinci husus, tiyatronun gücü. Tiyatronun seyircisiyle arasındaki bu gördüğümüz mesafesizlik, çoğu kez diğer sanatlarla mukayese edildiğinde tiyatronun dezavantajı gibi gösterilir. Aslında bu dezavantaj gibi gözüken şey -tiyatronun gelinen noktada çağlar içerisinden bugüne olan serüveni de izlendiğinde- tiyatronun üstünlüğünü gösteren bir şeydir. Tiyatro, bugün bizim popüler kültür hayatımızı ya da kültür sanat hayatımızı etkileyen pek çok sanat ortaya çıkmadan da evvel -çok uzun yıllar öncesinde- var olan bir sanattı. O sanatla birlikte tiyatroyla yarışan, rekabet eden pek çok sanat dalı ortaya çıktı, ama tiyatro yine ayakta kalmasını bildi. O sebeple, aslında tiyatronun dezavantajı gibi gözüken unsur tiyatronun avantajı gibi gözüküyor. O da seyirciyle arasında kurduğu bu mesafesizliktir. Fakat bu mesafesizliğin, sadece mekanik-biçimsel anlamda değil, içerik anlamında da çok büyük bir önemi var.
 
İçerik anlamındaki mesafesizlik şu: Eğer sadece tercüman faaliyetiyle yetinmiyorsanız, kendi tiyatronuzu yaratabiliyorsanız, sokaktaki çelişkilere, sokaktaki acıya, drama dokunabiliyorsanız, işte o zaman kendi ülkenizde de tiyatronun her şeye rağmen o büyüklüğünü, bütün bu meşakkatleri aşacak şekilde yaşatabiliyorsunuz. İşte Haldun Taner’in eserleriyle sokaktaki çelişkilere dokunmak, hayatın çelişkilerini seyircinin önüne getirmek, sokağın acısını, dramını ve sokağın mizahını seyircinin önüne getirmek, Türk tiyatrosu için de inanılmaz bir güç ve kuvvet kaynağı olmuştur. O sebeple, bizim kültür sanat kurumlarımızda da Haldun Taner’in oyunlarının sergilenmesini fevkalade önemsiyoruz.
 
Kuşkusuz saygıdeğer eşleri bize çok güzel bir mesaj göndermişler. Fakat esas olan, kültür sanat insanlarının devlete ve siyaset adamlarına minnettarlık duyması değildir, devlet ve siyaset adamları her zaman kültür sanat insanlarına minnettardır. Çünkü onlar bizim kültürümüzü tarihi derinliklerinden gelen duygu birlikteliğimizi, tarihdaşlığımızı, duygudaşlığımızı bugüne yansıtıyorlar ve bugünden de geleceğe götürecek şekilde eserler ortaya koyuyorlar.
 
O sebeple, bir kere daha Türkiye Cumhuriyeti’nin Kültür ve Turizm Bakanı olarak Haldun Taner’in şahsında bütün kültür ve sanat insanlarımıza minnettarlığımızı arz etmek isterim.
 
Bu vesileyle, bizim bundan sonrasında Haldun Taner adına bir tiyatro ve piyes yarışmasını bütün Türk Cumhuriyetlerinde gerçekleştireceğimizi, bununla birlikte bir ödül vereceğimizi, burada kazanan eserleri Türk Cumhuriyetlerinin hepsinde sahneleyeceğimizi de ilan etmek isterim. Haldun Taner gibi bugün 100 yaşında olan bir büyük ustanın, Türk tiyatrosunun büyük bir emektarının, bir entelektüelin, bir kültür sanat insanının, bir köşe yazarının, bir üniversite hocasının bu vesileyle de isminin yaşatılmasına imkan sağlamış olacağız, bunun yeni nesiller tarafından duyulmasını sağlamış olacağız."
 
 
Milleti Millet Yapan Şey, O Milletin En Ücra Köşesindeki Sokağıyla, Büyük Bir Şehrindeki Meydanı Arasındaki Bağı Kurabilmektir
 
"Üzerinde durmamız gereken şey şudur: Tarih içerisinde yürürken milleti millet yapan şey, o milletin duygu akışkanlığıdır, duygu birlikteliğidir. Milleti millet yapan şey, o milletin en ücra köşesindeki sokağıyla büyük bir şehrindeki meydanı arasındaki bağı kurabilmektir. İşte kültür sanat insanları, bize en ücra sokaklarda yaşanan hayatla büyük şehirlerin meydanlarında yaşanan hayat arasında büyük bir bağ kurarak, aslında ülkenin fiziksel olarak -hava, deniz, kara yollarıyla- birleştirilmesinin ötesinde, ülkenin duygu olarak -entelektüel açıdan, ülkenin başka birliktelikler açısından- bir araya gelmesini ve asli birlikteliği sağlayan unsurları oluşturuyorlar. Bu sebeple, hakikaten milletin millet olarak yaşayabilmesi ve millet olarak hayatiyetini idame ettirebilmesi için, bu duygudaşlığın kültür sanat insanlarının yarattığı bu eserler üzerinden yürümesi kendi bekamız için, kendi geleceğimiz için ve bugünümüz için bir elzemdir. Bu sebeple, bizim Bakanlık olarak en önem verdiğimiz mesele, kültür sanat hayatımızın her yönünün her vesileyle ortaya çıkmasını, bu çoğulculuğun gerçekleşmesini sağlamak olduğunu bir kere daha belirtmek isterim."
 
 
Çok Devletli Tek Millet Olarak Yaşamaya Devam Edelim
 
"Yine TÜRKSOY anlamlı bir töreni de bugün yapacak. Kültür sanat hayatımıza önem veren, onun öne çıkmasını sağlayan, toplumla buluşmasına daha çok imkân vererek duyarlılık yaratan, farkındalık yaratan gazeteci dostlarımıza ödüller verilecek, bu da fevkalade önemlidir. Çünkü farkındalık yaratmadığımız takdirde bütün bu yaratılan büyük eserlerle insanların buluşmasının önündeki zorlukları aşmak ya da bunların altını çizmek kolay olmamaktadır. İşte bu köprüleri kuran gazeteci arkadaşlarımızın yarattıkları farkındalık yüzünden onlara bu ödüllerin verilmesi de fevkalade önemlidir. Bu sebeple de TÜRKSOY’u kutluyoruz.
 
Bugün 100. yılını andığımız bu kültür sanat insanı vesilesiyle şunun altını çizmiş oluyoruz: ‘İnşallah bundan sonrasında bu insanlarımıza daha çok sahip çıkalım, bunların bize hayatın çelişkileri, acısı, mizahı üzerinden anlatmaya çalıştıklarını Anadolu’nun her safhasına yayalım ve bu sadece burayla da sınırlı kalmasın.’ demiş oluyoruz başlatacağımız bu ödülle birlikte. Bunu Türk Cumhuriyetlerine de yayalım. Kardeşlerimizle, soydaşlarımızla binlerce yılın, yüzlerce yılın içerisinden süzülüp gelen bu kültür ve tarih birlikteliği içerisinde çok devletli tek millet olarak yaşamaya devam edelim diyorum."
 
(24.02.2015)