BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ
Font -  Font +

BAKAN ÖMER ÇELİK TİCARET MÜŞAVİRLERİNE HİTAP ETTİ

 
“İslam ve Müslümanlarla Paris’teki Saldırıyı Gerçekleştirenleri Yan Yana Getiren Her Cümle İslamofobiye, Yabancı Düşmanlığına, Avrupalıların İslam Dünyasına Dönük Olumsuz Algıya Sahip Olmalarına Hizmet Eder.”
 
 Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.
 
Konferansta dünyanın dört bir tarafında görev yapan Ticaret Müşavirlerine hitap eden Bakan Ömer Çelik, kültürel faaliyetler ile ekonomik faaliyetlerin ikiz kardeş gibi değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
 
 
Teröre Karşı Bütün Avrupalı Siyasetçilerle Birlik ve Bütünlük İçerisinde Olmalıyız
 
“Büyük umutlarla yeni yıla girmişken maalesef bizi çok üzen haberlerle karşılaşıyoruz her gün. Dün bir polis noktasına yapılan saldırıda alçakça bir cinayet işlendi ve bir polisimiz şehit oldu. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz. Diğer polisimiz de yaralı kendisine acil şifalar diliyoruz.
 
Bugün, belki de uzun vadeli küresel sonuçları olabilecek, Paris’te bir saldırı gerçekleşti. Bir dergiye saldırganlar gelerek 2'si polis 12 kişiyi katlettiler, 9 civarında yaralı var. Tabii beni çok üzen bir şey, daha saldırı olur olmaz uluslararası haber ajansları  saldırıyla ilgili cümleyi şu şekilde geçtiler: ‘Hz. Muhammed'in karikatürlerini yayımlayan dergiye saldırı oldu ve şu kadar kişi öldü.’
 
Bu cümlenin  bu şekilde kurulması bile hepimizi ilgilendiren bir şekilde çok olumsuz sonuçları olabilecek bir algı operasyonuna destek vermek anlamına geliyor.
 
Nedir o algı operasyonu: Bu dergide Musevilikle, Hristiyanlıkla da ilgili çeşitli karikatürler, çeşitli yayınlar geçmişte yapıldı. Fakat 2011 yılında bir karikatür yayımlanmıştı. Bu karikatürün yayımlanması bütün Müslümanları, İslam dünyasını incitti. Hepimiz de bunu protesto ettik, bu da bizim meşru hakkımızdır. Ama hiç kimse bunu yaparken şiddeti hoş görmedi, terörü hoş görmedi, her zaman olduğu gibi o günden bu güne de şiddeti ve terörü lanetledik.
 
Ama şimdi bu dergiye yapılan saldırının ardından bu kadar kişi ölmüşken böylesine alçakça bir eylem gerçekleşmişken cümlenin uluslararası ajanslar tarafından hemen şu şekilde kurulması, yani Hz. Muhammed ile ilgili karikatür yayımlayan dergiye saldırı yapıldığı gibisinden bir şey kullanması fevkalade yanlış bir algı operasyonudur. Yani İslam ve Müslümanlarla o saldırıyı gerçekleştiren, o alçakça cinayeti yapan teröristleri yan yana getirmek şeklinde olumsuz sonuçlar doğurur.
 
Bunun karşısında çok özenli bir dil kullanılması gerekir. Biz kimlikleri ne olursa olsun, milliyetleri ne olursa olsun bu saldırıyı ve bu saldırıyı gerçekleştirenleri kayıtsız şartsız açık bir şekilde lanetliyoruz. Ve Fransa halkına baş sağlığı diliyoruz.
 
Paris’in ortasında, siz burada konferansta olduğunuz için görememişsinizdir, bir sokağa saldırganlar geliyor, görüntüleri izlediğinizde, ben defalarca izledim, hepiniz çok şaşıracaksınız, son derce sakin bir biçimde oradaki insanları öldürüyorlar, güvenlik görevlilerini öldürüyorlar ve hiçbir telaş olmaksızın yine sakin bir biçimde oradan ayrılıyorlar. Yani son derece profesyonel bir eylem.
 
Bu dergi geçmiş yıllarda da protestoların merkezi haline gelmişti. Böylesine hassas bir yerde, böylesine profesyonel bir eylemin nasıl gerçekleştirildiği üzerine daha çok düşünmek gerekecek.
 
Ama İslam ve Müslümanlarla bu saldırıyı gerçekleştirenleri yan yana getiren her cümle İslamofobiye hizmet eder, yabancı düşmanlığına hizmet eder. Avrupalıların İslam dünyasına dönük olumsuz bir algıya sahip olmalarına hizmet eder. Zaten bu saldırıyı gerçekleştirenlerin amaçlarının da bu olduğu görülüyor.
 
Yani buraya giderek böyle bir eyleme imza atmaları Avrupa çapında ve küresel düzeyde tıpkı  11 Eylül olaylarından sonra olduğu gibi İslam ve Müslümanlarla ilgili olumsuz algıyı ayağa kaldırmak, bu olumsuz algıyı daha da yükseltmek şeklinde bir tavır içerisine girdiklerini gösteriyor.
 
Biz açık ve net bir şekilde söylüyoruz, hepimiz teröre karşı bütün Avrupalı siyasetçilerle birlikte birlik ve bütünlük içerisinde olmalıyız. Bu birlik ve bütünlük içerisinde olurken bu saldırıyı gerçekleştiren teröristlerle ve terör eylemleriyle İslamı ve Müslümanları yan yana getiren cümleler kurmaktan kaçınmalıyız. Bunların dinleri, milliyetleri ne olursa olsun, bunların yaptıkları şeylerin İslama ya da Müslümanlara mal edilmesi gibi bir şeye kesinlikle göz yumamayız.”
 
 
Hiçbir Şekilde Bunun Herhangi Bir Şeyin Cevabı Olarak Değerlendirilmesine Göz Yumamayız
 
“Diğer bir nokta da şudur: ‘Hz. Muhammed’in karikatürlerini yayımlayan dergiye saldırı oldu’ denildiği zaman birileri insanların zihnine şunu yerleştirmeye çalışıyor: Sanki birileri çıktı ve Hz. Muhammed ile ilgili o karikatürlerin yayımlanmasına cevap olarak bu saldırıyı gerçekleştirdiler gibi zihinsel algı inşa edilmeye çalışılıyor.
 
Hiçbir şekilde bunun herhangi bir şeyin cevabı olarak değerlendirilmesi, hele de Müslümanların ya da İslamın herhangi bir sembolünün kullanılarak bunun değerlendirilmeye alınmasına biz göz yumamayız, bunu meşru bir şekilde göremeyiz.
 
Bunu yapanlar, bu özensizliği gösterenler aslında farkında olmadan Avrupa’yı Avrupa yapan medeniyet değerlerine de zarar veriyorlar. Bu şekilde yaptıkları zaman esasında Avrupa içerisindeki radikal siyasetlere ve radikal sağa daha çok güç vermiş oluyorlar, oradaki aşırı ırkçı gruplara daha çok güç vermiş oluyorlar.
 
Bu da başlı başına aslında bu saldırı neticesinde kullanılan özensiz dilin Avrupa değerlerine zarar vermesi anlamına gelir. Bunu hep beraber değerlendirip, hep beraber göreceğiz. Ama bir bakıma Avrupa’nın 11 Eylül'ü gibi değerlendirilebilecek bu olay karşısında bu özensiz dilin kullanılmaması gerekir, bu saldırıların İslam ve Müslümanlarla hiçbir ilişkisinin kurulamaması gerekir.
 
Bir kere daha söylüyorum, biz bu tip bir saldırıyı alçakça bir cinayet olarak değerlendiriyoruz. Ve bu alçakça cinayeti kayıtsız ve şartsız bir şekilde lanetliyoruz.
 
Terörle mücadele konusunda bütün müttefiklerimizle işbirliği yapmaya devam edeceğiz. Terörle mücadelenin ne olduğunu en iyi bilen ülkelerden bir tanesi bizi. Daha dün ülkemizde polislerimiz bir terörist saldırıya muhatap kaldı, bu konudaki hassasiyetlerimizin ne kadar yüksek prensiplere sahip olduğunu bütün bu muhataplarımız biliyor. Bu sebeple bu terör karşısında, terörü gerçekleştirenlerin dini, mezhebi ya da milliyeti ne olursa olsun bunları mahkum etmeye ve lanetlemeye devam edeceğiz.”
 
 
Kültür Coğrafyası Ekonomiyle Doğrudan İlişkilidir
 
“Değerli müşavirlerimiz kültür coğrafyasının ekonomiyle ilişkisi dolaylı bir ilişki değildir, doğrudan bir ilişkidir. Soğuk Savaşın sona ermesinin ardından küreselleşmenin de etkisiyle devlet dışı aktörlerin daha fazla önem kazanmaya başlaması yüksek siyaset konularının yanı sıra insan hakları, demokrasi, sağlık, ekoloji gibi diğer konuların da küresel politikaların gündemine yerleşmesi yeni diplomasi formlarının ve yeni ekonomik ve kültürel ilişkilerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
 
Söz konusu diplomasi alanlarından en önemlilerinden bir tanesi ekonomi diplomasisi dediğimiz alandır. Bizim Bakanlık olarak oluşturmaya çalıştığımız kültürel diplomasiyle ekonomi diplomasisinin birbirinin ikiz kardeşi olduğunu değerlendirdiğimizi belirtmek isterim.
 
Dün Büyükelçiler Konferansı çerçevesinde katıldığım panelde Büyükelçilerimizle kültürel diplomasi üzerine çok yararlı bir görüş alışverişi yapma fırsatı bulduk.
 
Bugün de sizlerle kültürel diplomasinin ve insani diplomasi faaliyeti olarak konumlandırdığımız turizmin, ticaret ve yatırım ilişkilerinin gelişmesine ve ekonominin diplomasiye katkıları hakkındaki görüşlerimi paylaşacağım.
 
Yumuşak güç kavramının teorisyeni hepinizin bildiği gibi Joseph Nye adlı bir düşünürdür. Joseph Nye, yumuşak gücün bir ülkenin kültürünün siyasi ideallerinin ve politikasının cazibesine dayandığını belirtmiştir. Dolayısıyla kültür, yumuşak gücün en önemli unsurlarından bir tanesidir.
 
Kültürel diplomasi ise karşılıklı anlayış geliştirebilmek için ülkeler ve halklar arasındaki fikir, bilgi, sanat ve kültürün diğer yönlerinin karşılıklı paylaşılması olarak tanımlanmaktadır. Kültürel diplomasinin temel amacı hedef kitlenin ilgili ülkeyi daha yakından tanımasını ve anlamasını temin etmektir. Bu sayede o ülkeye ilişkin ön yargılar ortadan kalkacak ve karşılıklı güven ve anlayış tesis edilecektir.
 
Ayrıca kültürün cazibesi ile hedef kitlenin kültürel diplomasi faaliyeti yürüten ülkeye yakınlık duyması bu vesileyle de yanlış anlaşılmaların giderilmesi sağlanacaktır. Uzun vadede kültürel diplomasi siyasi ve ekonomik ilişkilerin gelişmesine çok ciddi katkılarda bulunacaktır.”
 
 
Kültürel Diplomasi Karşılıklı Anlayışın ve Barışın Tesis Edilmesine Hizmet Eder
 
“Kültürel diplomasi kuşkusuz tek taraflı bir etkinlik değildir. Hedef kitle nezdinde yürütülen kültürel diplomasi faaliyetleri sonunda yalnızca hedef kitle başka bir kültürü tanımak durumunda kalmayacak aynı zamanda anlamak ve başkalarına anlatma imkanına da erişecektir. Bu meyanda bahsettiğimiz konu bir propaganda faaliyeti değildir. İki farklı kültür, toplum veya ülke arasındaki diyalog faaliyetidir. Bu yönüyle karşılıklı anlayışın ve barışın tesis edilmesine hizmet eder.
 
Kültürel diplomasi aynı zamanda bir ülkenin bilimini teknolojisini, yaşam standartlarını, zenginliğini spordan sanayiye kadar rekabetçi gücünü gösteren bir güç projeksiyonu aracıdır. Böylece müttefikler güven verme, rakiplere karşı caydırıcı gücü arttırma etkisine sahiptir. Hazırlayıcı, koşullandırıcı propaganda aracı olarak da değerlendirilebilir. Doğrudan mesaj vermez, ancak merak ve takdir duyguları uyandırarak hedef kitleyi mesaj almaya hazır hale getirir. Böylece siyasi iletişimin öncü kuvveti olarak adlandırılabilir.
 
Kültürel diplomasi hedef kitleyi, aleyhte propagandaya karşı da bir nevi aşılamakta hatta propagandanın etkilerini tersine çevirmektedir. İkna olmuş bir kitle aleyhte propagandaya inanmadığı gibi yürütene karşı da olumsuz duygular beslemeyecektir.
 
Kültürel diplomasi sadece seçkinlere hitap etmez, sadece geleneksel Büyükelçilik faaliyetleriyle de yapılmaz. Seçkinlerin ötesinde yaygın toplumsal katmanlara, o ülkenin bütün insanlarına çok geniş bir faaliyet ağıyla hitap etme imkan ve kapasitesini sağlar.
 
Bahsettiğim hedefler doğrultusunda gerçekleştirilecek faaliyetler arasında akademisyenlerin, entelektüellerin, sanatçıların konser, konferans, sergi, festival ve benzeri faaliyetler kapsamında hedef ülkeleri ziyaret etmelerini, ilgili ülkelerde kültür merkezi ve kütüphaneler açılması, üniversitelerde kürsüler kurulması, öğrenci/akademisyen değişim programları yabancı öğrencilere burs verilmesi  ve buna benzer faaliyetler iki ülkeyi birbirine yaklaştıran siyasi ve ekonomik anlamda da diğer faaliyetlere öncü olabilecek zeminler oluşturmaktadır.
 
Ülkemizin sahip olduğu demokratik deneyim, kültürel çeşitlilik, tarihi miras ve modern birikimi, yumuşak güç unsurlarımızı tanımlamaktadır. Bu çerçevede çok başarılı kültürel diplomasi uygulamalarımızın olduğunu sizlere ifade etmek isterim.
 
Hepinizin bildiği, bulunduğunuz ülkelerde kurulmuşsa Yunus Emre Enstitüsü’nün her geçen gün yaygınlaşan kültür merkezleri vasıtasıyla yürüttüğü faaliyetler, çağımızın felsefi, siyasi ve sosyal alandaki tartışmalarına damga vuran Medeniyetler İttifakı Girişimi, Bakanlığımca birçok ülkede gerçekleştirilen kültür haftaları, kültür yılları ve Türk filmleri festivalleri, dünyada en fazla destinasyona uçan havayolu olarak tanımlanan markamız durumundaki Türk Hava Yolları; TİKA’nın özellikle kültür coğrafyamızda yürüttüğü başarılı çalışmalar çok bilinen kültürel diplomasi faaliyetlerimiz olarak ele alınmalıdır. Bunların her biri birer kurum olarak kültürel diplomasi markalarımız olarak dünyada Türkiye’nin imajına, Türkiye markasına olumlu katkıda bulunmaktadır.
 
Ülkemize karşı önyargıların yıkılarak lehimize bir algı oluşmasında, ülkemiz hakkında olumlu imaj ve algının arttırılmasında kuşkusuz bu sene 100. yılını kutladığımız sinema sektörümüzün büyük bir katkısı olmaktadır.
 
Yerli film izlenme oranları açısından son beş yıldır Türk sineması Avrupa birinciliğini ellinde tutmaktadır.  Bu olumlu trendin etkisiyle son yıllarda dünyanın önemli festivallerinde Türk filmlerinin elde ettiği başarılar ve ödüller artmakta, bu durum ise yumuşak gücümüze fevkalade önemli katkılar sağlamaktadır.
 
Nitekim Bakanlığımca desteklenen Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Kış Uykusu’ adlı filminin 67. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü’ne layık görülmesi sinema sektörümüzün daha büyük bir ivmeyle yeni başarılara imza atacağının bir göstergesi olmuştur.
 
Yine hepinizin bilmesini istediğim Bakanlığımın yürüttüğü Türk Kültür, Sanat ve Edebiyat Eserlerinin Türkçe Dışındaki Dillerde Yayımlanmasına Destek Projesi (TEDA) kapsamında 2005 yılından bu yana yerli eserlerimizi ve yazarlarımızı yabancı okurlarla buluşturmaktayız.
 
Proje kapsamında 64 ülkeden 438 farklı yayınevine verilen desteklerle 435 yazarımızın 991 farklı eseri 59 dile çevrilerek yayımlanmıştır.
 
Ülkemizin yurtdışı tanıtımı görevini üstlenen Tanıtma Genel Müdürlüğümüz gündemindeki tüm projeleri kültürel diplomasi süzgecinden geçirerek değerlendirdiğimizi bilmenizi isterim.
 
Bu çerçevede örneğin: Geçtiğimiz yıl edebiyatçı, ekonomist, köşe yazarı, genel yayın yönetmeni, rektör ve kanaat önderi konumundaki 100 Çinli entelektüeli ülkemizde ağırladık.
 
Diğer önem verdiğimiz bir konu din adamlarının, inanç adamlarının ülkemizi daha çok tanıması, bu çerçevede dinler arası diyalog çalışmalarına daha çok katkıda bulunmaktır. İnanç turizmini tanıtım faaliyetleri kapsamında da değerlendiriyoruz bu çalışmaları. ABD’den ve Rusya’dan din adamlarının ağırlanması, farklı inançlara mensup kanaat önderlerinin ülkemizi doğrudan  tanımalarını sağlamaya yönelik faaliyetler geçen yıl gerçekleştirilmiştir.
 
Tüm bu kültürel diplomasi faaliyetleri ülkemizin cazibesini arttırmaktadır. Bu sayede ticaret ve yatırım ilişkilerinin gelişmesine kalıcı katkılar sağlamaktadır. Herhangi bir ürün hakkında yaptığınız reklam, o ürünün çekiciliğini ancak belirli bir süreliğine artırabilir. Ancak eğer hedef kitlenizi kültürel yolları kullanarak cezbedebiliyorsanız, bir ürünü hiç reklama gerek duymaksızın hem de etkisi çok uzun süre devam edecek şekilde tanıtmak ve gündemde tutmak mümkündür.”
 
Türkçenin Bir Kültürel Diplomasi Faaliyeti Olarak Dış Dünyada Daha Çok İşlevselleştirilmesine Özel Bir Destek Vermekteyiz
 
“Yine kültürel diplomasi çerçevesinde değerlendirilen dil öğrenimi fevkalade önemli etkiler yaratmaktadır.  İngilizce öğretiminde kullanılan kitaplarda yer alan mekânlar ilk fırsatlarda ziyaret edilmek istenmekte, yine kitaplarda geçen ürünler ise iç piyasanızda bulunmuyorsa dahi temin edilmeye çalışılmaktadır.
 
Bu bakımdan Türkçenin öğretilmesine, Türkçenin bir kültürel diplomasi faaliyeti olarak dış dünyada daha çok işlevselleştirilmesine özel bir destek vermekteyiz.
 
Günümüz ekonomisinin en önemli unsurlarından biri markalaşmak olduğu için bunun kültürel diplomasiyle bağlantısı kültürel diplomasi – ticaret ilişkisinin tam merkezinde yer alması söz konusudur.  Ülkemiz gibi artık ekonomisini daha üst noktaya taşımaya ve orta gelir tuzağına düşmemeye kararlı bir ülke için markalaşma stratejik bir önem taşımaktadır.
 
Bir Afrika ziyaretinde orada Türk malları için ‘Avrupa kalitesi, Çin fiyatına’ tabirinin kullanıldığını ve bunun adeta bir slogan haline geldiğini öğrenmiştim. ‘Avrupa kalitesi Çin fiyatına’ sözü bir ülkenin kendi kendisine yapacağı negatif markalaşmanın en çarpıcı örneklerinden bir tanesidir. Hedefimiz markalar yarattığımız gibi önemli markaları satın alacak kitlede ‘Avrupa kalitesini Avrupa fiyatına’ Türkiye’de ürettiğimiz’ algısını yerleştirmektir. ‘Avrupa kalitesi Çin fiyatına’ dediğimiz zaman kendi marka değerimize zarar vermiş oluruz.
 
O sebeple herhangi bir ürün dış piyasalara sunulurken onun kültürel çerçevesinin de yerli yerine oturtulması markanın kalitesi kadar büyük önem arz etmektedir. 
 
Markalaşma sayesinde ancak kar marjlarımızın artması mümkündür. Aksi takdirde gittikçe artan küresel rekabet, özel sektörümüzün kar marjlarını her geçen gün azaltacaktır. Bu durum daha fazla çalışıp, daha az kazanmamız anlamına gelecektir. Markalaşma süreci ise bu denklemi tersine çevirmenin tek yoludur.
 
Burada kültürel diplomasi ve kültürel öğelerden yararlanmamız kaçınılmaz bir gereklilik olarak önümüzde durmaktadır.”
 
Türk Dizileri İnsanımızın Daha Çok Tanıtılmasına, Turizmimize ve Ticaretimize Büyük Katkı Sağlıyor
 
“Bu çerçevede hepimizin bildiği gibi kuşkusuz dünyanın her tarafına en çok ve kolay ulaşan Türk kültür ürünü dizilerdir. Orta Asya’dan Latin Amerika’ya, Balkanlar’dan Orta Doğu’ya kadar birçok ülkede büyük bir beğeniyle izlenen Türk yapımlarının ekonomimize mevcut ve olası katkısını dizilerden elde edilen telif gelirleriyle ölçmek doğru değildir. Maddi olarak ölçülemeyen katkılarının yanı sıra diziler insanımızın daha çok tanıtılmasına, turizmimize ve ticaretimize de çok büyük katkı sağlamaktadır.
 
Dizilerin geçtiği mekânları görmek isteyenler yeni tur güzergâhlarının oluşmasını sağlamışlardır ve bu Türkiye’nin bir insani diplomasi faaliyeti olarak kendisinin hikayesini anlatmak için de değerlendirdiği turizm potansiyelimize büyük katkı sağlamıştır.
 
Nitekim 2014 yılında İstanbul’u ziyaret eden misafir sayısı 2013 yılına göre %13,1 artışla 11 milyon 842 bin olmuştur. Ayrıca, tıpkı Hollywood örneğinde olduğu gibi sevilen dizi karakterlerinin tüketim tercihlerinin, farklı ülkelere yaptığımız ihracatı doğrudan etkileyecek bir imkanı bize ürettiğini belirtmek isterim. Bu sebeple Türk sinema sektörü ve Türk dizi sektörüyle ekonomik faaliyette bulunan ya da ekonomi dünyasını ilgilendiren kurumlarımızın çok daha yakın bir ilişki içerisinde olmasının gerekliliği açıktır. 
 
Yine başarılı kültürel diplomasi uygulamaları ülkemizle kurulan ticari bağların ve yatırımların artmasının sürekliliğini sağlaması bakımından da önemlidir.  Farklı ülke vatandaşları arasında karşılıklı anlayış ve güvenin oluşmasını sağlayacak, iş ilişkileri kurulması için gerekli olan olumlu atmosfer kültürel ögeler üzerinden çok rahatlıkla kurulabilmektedir.
 
Yine kültürel diplomasinin çok önemli bir parçası olan dil öğretimi, ilgili ülkelerde iş yapmak isteyen müteşebbislerimiz açısından stratejik öneme haiz bir unsurdur. Yunus Emre Kültür Merkezlerine veya farklı dil okullarına giderek, hatta sadece Türk filmlerini ve dizilerini seyretmek suretiyle Türkçe öğrenen yabancılar, iş adamlarımızın ihtiyaç duyduğu istihdam gücüne de katkı sağlamaktadırlar.
 
Böylece yurtdışında faaliyet gösteren firmalarımızda görev alabilecek, Türkçeyi ve Türk kültürünü bilen eleman bulunabilmesi de bu sayede mümkün olmaktadır.”
 
2013 Yılında Turizm Gelirlerimiz Dış Ticaret Açığımızın Yüzde 32,4'ünü Karşılamıştır
 
“Size Bakanlığımızın ana faaliyet alanlarından bir diğeri olan turizmle de ilgili bazı bilgiler vermek istiyorum. Dünyada ve çevremizde yaşanan tüm ekonomik belirsizliklere rağmen yakın coğrafyamızda neredeyse 9’a yakın ülkenin yönetilemez hale gelmesine rağmen dünyanın en çok ziyaret edilen altıncı ülkesi olma başarısını koruyoruz.
 
Ülkemize gelen yabancı ziyaretçi sayısı 2013 yılında bir önceki yıla oranla  %10’luk bir artışla 35 milyona yakın kişiye ulaştı. Turizm gelirimiz ise % 11,3 artışla yaklaşık 32 milyar dolar seviyesine yükselmiştir.
 
Kısa vadede ülkemize yönelik ziyaretçi trafiğinin daha da canlandırılması, uzun vadede ise yurt dışındaki hedef pazarlarımızda sahip olduğumuz olumlu imajın korunması, turizm ürünlerimizin uluslararası pazardaki rekabet gücünün artırılması ve ülkemizin turizm gelirlerinden daha fazla pay alarak daha fazla döviz girdisinin sağlanmasını hedeflenmekteyiz.
 
2013 yılında turizm gelirlerimiz ihracat gelirlerinin yüzde 21,3'ünü oluşturmuş ve dış ticaret açığımızın yüzde 32,4'ünü karşılamıştır.
 
Bununla birlikte, turizmi sadece ekonomik bir faaliyet olarak görmemeliyiz. Aynı zamanda bir insani diplomasi faaliyeti olarak konumlandırmalıyız. Turizm, ülkemizin ve insanımızın birinci elden ve en doğru biçimde tanınmasını sağlayan en büyük imkan ve kapasitemizdir. Böylece ülkemize karşı önyargılar kırılmakta, ticaret ve yatırım ilişkisi açısından da olumlu yargıların ortaya çıkması ve bunların sürekliliğinin korunmasına katkı sağlamaktadır.
 
Kültür ve turizmin ekonomik ilişkilere katkıları olduğu gibi kuşkusuz ticari ve ekonomik ilişkilerin de kültürel ilişkilerin ve turizmin gelişmesine çok önemli katkıları vardır. Örneğin: Türkiye’yle iş yapan şirketler yurt dışında gerçekleştirilen kültürel faaliyetlerimizin destekçisi olmaktadır. Ülkemize yabancı yatırımcı çekilmesi, turizm sektörünün büyümesi için gerekli sermayenin sağlanmasına da katkı sağlamaktadır.
 
Bu nedenle özellikle Ticaret Müşavirlerimizin faaliyetlerini yürütürken kültür, turizm, ekonomi ve dış politika alanları arasında simbiyotik bir ilişkinin olduğunu sürekli akıllarında tutmaları ve bu ilişki çerçevesinde faaliyetlerini konumlandırmaları verdikleri emeğin daha çok karşılık bulmasını sağlayacaktır. 
 
Sizlerin çalışmaları Kültür ve Tanıtma Müşavirlerimizin faaliyetlerine katkı sağlayacak, bize bağlı müşavirlerimizin etkinlikleri de sizlere yeni imkanlar sunacak ve kapılar açacaktır. 
 
Ülkemizin son 12 yılda yaşadığı ekonomik mucizenin ortaya çıkmasında en büyük emeği geçen unsurlardan bir tanesinin sizin yaptığınız faaliyetler olduğunu biliyoruz. Sizler yurt dışında yaptığınız bu temsilcilik görevi vasıtasıyla bu ekonomik başarının ortaya çıkmasındaki gizli kahramanların önemli bir bölümünü teşkil ediyorsunuz. Bu sebeple hepinize bir kere daha teşekkür ediyorum, selam ve sevgilerimi sunuyorum ve başarılar diliyorum.”
 
(07.01.2015)
 
  • Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.
  • Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.
  • Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.
  • Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.
  • Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.
  • Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.
  • Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.
  • Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.
  • Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.
  • Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.
  • Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.
  • Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.
  • Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.
  • Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.
  • Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 3. Ticaret Müşavirleri Konferansı’na katıldı.